Yazı Detayı
19 Ağustos 2016 - Cuma 19:25
 
DİN TABİAT VE TERÖR
Prof. Dr. Osman ESKİCİOĞLU
 
 

TERÖR SADECE GAYRİ İNSANİ DEĞİL… HAYVANLAR BİLE TERÖR REZALETİNE TEVESSÜL ETMEZLER.

 

Terör, Fransızca bir kelime olup yıldırmak ve korkutmak maksadıyla yasalara karşı gelerek sistemli bir şekilde şiddet hareketlerine ve cinayetlere başvurma hareketine denir. Yani anarşi ve terör, nizam düzen kanun ve kural dünyasında kural dışı, gayri tabii ve gayri insani ve de gayri ahlaki hareket etmektir.

 

Onun için terör din dışıdır, İslam dışıdır, ahlak dışıdır ve insanlık dışı bir harekettir. İslam dini terörü asla ve kesinlikle kabul etmez ve edemez.

 

İslam alimleri dini şöyle tarif etmişlerdir: Din kavramı “d-y-n” kökünden gelen bir isimdir. Bunun Arap dilinde çok geniş bir anlamı vardır. Aynı zamanda bu kelime zıt anlamlı kelimelerdendir. Sözlük olarak “ceza/mükafat, adet/durum, itaat/isyan, hesap, zül, inkıyad, hüküm/kaza, galebe, kahr, istila, mülk, ferman, tevhid, ibadet, millet, şeriat, vera, takva, hizmet, ihsan, ikrah” gibi manalara gelir.

 

Hamdi Yazır, “din” kelimesini tanımlarken “siyaset” anlamını da zikretmiştir.

 

Terim olarak din ise Allah tarafından konulmuş, akıl sahiplerini kendi özgür iradeleriyle bizzat hayır olan şeylere sevk eden ilahi bir nizamdır. (Bak Molla Hüsrev, Mirat, s, 5)

 

 İslam, insana değer veren dikkat edilirse müslüman demiyoruz, insanın dinini, canını, malını, ırz ve namusunu korumayı bir zaruret bilen dindir. Manastırları, kiliseleri, havraları ve mescitleri korumak İslam’da ayet ile sabit olmuş bir husustur. (Hacc 22/ 40)

 

 İslam dini affetmeyi ve merhameti esas almış bir dindir. İslam’a inanıp onun yolundan gidenler kendilerine düşman olanlarla bile aralarında bir sevgi doğacağını ümit ederler. Müslümanlar kendileriyle din mücadelesi yapmayan ve onları bulundukları topraklardan çıkarmayan kimse ve devletlere karşı adil davranır ve hatta iyilik yapmak isterler. Çünkü bu onların inanç temellerini oluşturan Kuran-ı Kerim bir emridir: “Umulur ki Allah sizinle düşman olduklarınız arasında yakında bir sevgi ve dostluk meydana getirir.

 

Allah gücü yetendir. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir. Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara âdil davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adaletli olanları sever.” (Mümtehıne 60/ 7–8)

 

İslam, insanlara karın kardeşliği, sütkardeşliği, din kardeşliği, vatandaş kardeşliği ve insanlık kardeşliği getirmiş olan bir dindir. Konumuz açısından burada vatandaş kardeşliği ile insanlık kardeşliği çok önem kazanmaktadır. Kuranda Nisa suresinin başında “Ey insanlar! Sizi bir tek canlıdan yaratan Rabbinizden ittika ediniz.” (Nisa 4/ 1) buyrularak bütün insanlığın kardeşliği hükmü getirilmiş bulunmaktadır. (Bak, Elmalılı III, 496). Şu halde bundan böyle bütün insanlar kardeş olup birbirlerine karşı bir kardeş gibi davranacaklardır.

 

İslam, fıtratın tabiatın ve doğanın ve doğallığın ta kendisidir. Tek kelimeyle İslam insanın kendisidir. Onun için kim olursa olsun ve hangi kültür ve düşünceye sahip olursa olsun ya da hangi dine ve dinsizliğe müntesip olursa olsun, kendisini yaşamak isteyenler İslam demelidirler. Eğer bugün müslümanlar İslam’ın önünde bir duvar gibi engel olarak durmasalar ve temsil ve tebliğ olarak onu insanlık âlemine ulaştırabilseler, benim kanaatime göre Yahudi, Hıristiyan, Brahman, Budist ve hatta ateistler bile kora halinde İslam! İslam’ İslam! diye tempo tutacaklardır.

 

Tabiat yani hayvanlar, bitkiler ve cansız varlıklar Allah’ın kendileri için koymuş olduğu kanun ve kurallara tamamen tabi olup uyarlar.

 

Mesela ayette…

 

(Allah) sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yerküreye: İsteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. İkisi de "İsteyerek geldik" dediler. (Fussılet 41/ 11).

 

Buna göre gökler de ve yer de istese de istemese de Allah’ın kendileri için koymuş olduğu tabii-doğal ve bilimsel olan kanun ve kurallara uyarlar. İnsanlar da Allah’ın kendileri için koymuş olduğu nizam ve düzene tabi olup uygularlar. İşte insanlar doğal fıtri ve tabii kanun ve kurallara uyarlarsa doğal hayatı yaşamış olurlar.

 

Zaten insan, hayvan bitki ve cansızlara muhtaç olduğu için onlarla alış veriş yapmak zorundadır. İnsanın doğası diğer varlıkların doğası ile uyum sağlar. Onun için insan dünyada doğal-tabii-fıtri ve ilahi kanunlara uyma bakımından diğer varlıklara ve onlarla uyum ve ahenk içerisinde yaşarsa huzur ve mutluluğa, refah ve saadete erecektir.

 

O sebeple ayette bu konuda şöyle buyrulmuştur: “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanıyor?” (Kıyamet 75/ 36)

 

Terör ve anarşi tabiata fıtrat ve doğaya terstir. Onun için de zor bir yoldur… zarardır ve ziyandır; yakıp yıkmadır ve de öldürmedir.

 

Ondan dolayı da insana ve insanlığa terstir. Bu hal balığın denizin dışına çıkması kadar bir felakettir. O sebeple Türkiye inşallah hak-hukuk diyerek, adalet ve fazilet diyerek bu terörün hakkından gelecektir. Çünkü terör tabiatta olmayan zor ve pahalı bir iş, hak-hukuk-adalet ve fazilet ise kolay-faydalı-ucuz ve tabiata uygun bir iştir.

 

Din devlet ve millet bütünlüğümüz olduğu müddetçe terör de neymiş diyorum ve başarıya ulaşacağımızdan asla şüphem yoktur diye buradan tüm dünyaya ilan ediyorum.

 
Etiketler: DİN, TABİAT, VE, TERÖR,
Yorumlar
Haber Yazılımı sanalbasin.com üyesidir