Yazı Detayı
01 Ekim 2016 - Cumartesi 14:39
 
Müslümanın hicreti
Hasan DURAL
 
 
 
 

Hicret, sözlükte “terketmek, ayrılmak, ilgisini kesmek” anlamına gelen hecr (hicrân) masdarından isim olan hicret “kişinin herhangi bir şeyden bedenen, lisânen veya kalben ayrılıp uzaklaşması” demektir; ancak kelime daha çok “bir yerin terkedilerek başka bir yere göç edilmesi” anlamında kullanılır. Terim olarak genelde gayri müslim ülkeden (darülharp) İslâm ülkesine göç etmeyi, özelde ise Hz. Peygamber’in ve Mekkeli müslümanların Medine’ye göçünü ifade eder. Medine’ye göç eden müslümanlara muhâcir, Resûl-i Ekrem’e ve muhâcirlere yardım eden Medineli müslümanlara da ensâr unvanı verilmiştir. (D.İ.A)

 

Peygamberler insanların önderleri rehberleridir. Onların gerçekleştirmiş olduğu faaliyetlerin tümü ümmetine numune-i imtisal olmuştur. Peygamberimizin hicretinden biz ümmetinin de alacağı birçok dersler vardır.

 

 

Bunlardan ilki, sebeplere yapışmaktır. Zira, peygamber a.s mahlûkatın efendisi Allah’ın en sevgili kulu olmasına rağmen bir takım tedbirler almıştır. Bunlardan bir kaçını zikredecek olursak;  Mekke müşriklerinin aramalarını kırmak için Medine’ye ters istikamette bulunan sevr mağarasına yöneldi. Sahil yolunu tercih ederek, müşriklerin takip etmesine zorlaştırdı. Müşriklerin planını takip etmesi için bir adam tayin etti. Ayak izlerinin belli olmaması için koyun sürüsünü peşlerinden gelmesini sağladı. Azık getirecek kişiyi görevlendirdi. Yani, başarıya ulaştıracak tüm tedbirleri aldı. Sonra Allah’a tevekkül etti efendimiz a.s. bu konuda Hz Ömer r.a fakirlikten şikayet eden bir toplulukla karşılaştı. Onlara “siz kimsiniz diye sordu.” Onlar, “ biz Allah’a tevekkül edenleriz.” dediler. Hz ömer, onlara “siz yalan söylüyorsunuz. Allah’a tevekkül, toprağa tohumu atıp ondan sonra tevekkül etmektir.” diyerek; esbaba yapışmanın gerekli olduğunu ifade etmiştir.

 

 

İkincisi, hicret sadece teorik olarak gerçekleşmez. Mutlaka pratikte gerçekleşmesi gerekir. Bu konuda yüce rabbimiz Enfal suresi 72. ayette; “…İman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar, onların velayetleri size ait değildir...” buyurmaktadır. Müslüman inandığını yaşamak mecburiyetindedir. Yoksa, lafta kalan, pratiğe dönüşmeyen şeyin değeri olmaz.

 

Hz Ali’nin k.v; “Allah’ın seni masiyetinde görmesinden, taatında görmemesinden sakın! Böyle olursan zarara uğrayanlardan olursun. Gerçek akıl sahibi, gücünü Allah’a taatta harcayıp masiyette zayıflatan kimsedir. Ben sizin Allah’ı en çok seveninizin en akıllı olduğunu kabul ederim.” dediği gibi, yaratanın isteği doğrultusunda yaşayıp onun yasak ettiği her türlü faaliyetlerden uzak durmalıyız.

 

 

Üçüncüsü, hicret kıyamete kadar devem edecektir.  Hicret, sadece Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye gerçekleştirdiği hicret değildir. Tüm zamanlarda tüm mekanlarda peygamberin getirdiği ilâhî düstur yok sayılıyorsa, o ortamdan hicret edeceksin ki; Müslüman olarak tavrını ortaya koymuş olasın. Zira Yaradan rabbimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır. “… "Allah'ın âyetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi halde siz de onlar gibi olursunuz"...”(Nisa:140) Bir yerde isyan varsa küfür varsa nifak varsa mü’minin bile bile orada kalmasının açıkça Allah’a isyan olduğu belirtilmiştir. Ayrıca efendimiz a.s “muhacir, Allah’ın yasakladığı şeyleri terk edendir.” buyurmuş. Ve “fitne zamanında ibadet etmek (kulluk etmek) bana hicret gibidir.” buyurarak,  kötülüklerin arttığı haramların aleni işlendiği dönemlerde Allah’a yöneleni; darda kalmış çare arayan hastalanmış şifa arayan bir kişi gibi kendine hicret edene benzeterek, sıkıntı kaos ızdırap çile döneminde ibadete sarılmanın ehemmiyetine vurgu yapmıştır.

 

 

Dördüncüsü, hicret yani ayrılık, her ne kadar zor da bize istikameti öğretmiştir. Hangi şartta olursa olsun inandığı dava uğruna ölüm dahil her şeyi göze almanın gerekliliğine işaret etmektedir.

 

 

Bu konuda peygamberin a.s mucizevî olarak Sünen-i Tirmîzî’de  belirttiği “İnsanlara öyle zaman gelecek ki; dinine sabırla (yaşamaya çalışan) eline kor almış gibi olacak.” hadisinden, sıkıntının devam edeceğini her dönemin kendine göre meşakkatinin olacağını anlıyoruz.

 

İnandığı değerlerden dolayı aşağılanan, horlanan, itilip kakılan insanlar için Peygamberin a.s hicreti, bir nefes alma daraldığında rahatlama bunaldığında sığınaktır.

 

Ayrıca hicret, çalışmanın karşılığında meşakkate bürünmüş ödüldür. Firak acısının içinde geleceğin inşasıdır. Bıraktığı mekanı ve orada bulunan insanlara farklı yollarla ulaşmaktır. Tedbirle takdirin kesiştiği ince çizgidir.

 

 
 
 
Etiketler: Müslümanın, hicreti,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Özlü Sözler
Taş avı öldürmez ve düşmanı helak etmez, ancak göz çıkarır ve diş kırar.


Hz. Muhammed
Bir Hadis
İslâm, güzel ahlâktır.


MEVLANA (R.A)
Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

,