Yazı Detayı
05 Kasım 2019 - Salı 08:01
 
ONLARIN DİNİ BİZİM İŞİMİZ…
ALİ SAMUTOĞLU
alisamutoglu@hotmail.com
 
 

Merhum milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy 1.Dünya savaşı zamanında Avrupa'ya seyahate gider. Döner dönmez Avrupa'nın durumu hali hakkında soru sorulduğunda "Onların dinleri işlerimiz gibi, onların işleri bizim dinimiz gibi "manidar bir cevap vermiştir.

 

Gerçekten bu hal böyle midir?

İş bu konunun kıymetlendirilmesinden önce yazıma mevzu olan bilgiyi, havadisi aktarmak istiyorum.

 

Ahlâki çöküntü içinde olan Avrupa'nın ayakta kalması, iş hayatındaki özen ve hukuka riayet sayesinde oluyor. İngiltere’de yaşanan bir hadise çarpıcı bir örneği ortaya sermiştir.

 

İngiltere'de yaşayan bir Türk öğretmen, vazife yaptığı okulda dersinin olmadığı zamanlarda internete girer. Sitelerde gezinir dolaşır. Bos olduğu yine bir saatte yine aynı sitelere girmek istediğinde sörf yaptığı sitelerinin engellendiğini görür ve bununla kalınmaz okul, eğitim, ders, bilgi vb alakalı olmayan sitelerde boşa zaman kaybettiğini içeren bir ihtar yazısı alır. Daha da üstüne, boşa geçirdiği zaman miktarınca başka bir okulda vazifeye gönderilir. Görülüyor ki boş saatlerde bile boş işlere kabul görmeyen bir işlem karşımıza çıkıyor.

 

Garb'ın zalimliği ve ahlâksızlığa rağmen bu sebeplerden dolayı hâlâ dimdik durduğu bu ve benzeri misal vakalardan net anlaşılıyor…(alıntıdır)

Bu anlattığım olay gibi dürüst ahlaki etik uygulamalar Avrupa'nın çok yerinde halen düzenin sistemidir.

 

Batıda adaletli diyarların başında araştırmalara göre İsveç gelmektedir ki bu ülkenin refah seviyesinin yüksekliği en büyük ispatıdır. İsveç Krallığında yaşayan ülke vatandaşının anlatımlarına kulak verelim…

 

İsveç’teki refah seviyesinin sebebi İsveçlilerin çok para kazanmasından çok İsveçlilerin aşırı derecede tutumlu olması ve hesaplarını bilmeleri.

 

Türkiye'den birçok örneği olan ve ülkemizde son yıllarda "dışarıda serpme kahvaltı yeme" modası başladı ve bir çok kişi boğaz manzaralı kahvaltıcılara gidip 2-3 günlük maaşını tek öğünlük yemeğe veriyor. Bunu bir İsveçliye söyleseniz kalpten gider. Volvo da yöneticilik yapan müdürlerin bile evden tost yapıp getirdiği İsveç’te insanların dışarıda yemek yemesi için özel bir durum olması gerekiyor…(.muş)...(alıntıdır)

 

Ne yazık ki Müslüman toplum olmamıza rağmen ülkemizde bu durum tam tersi, savurganlık, israf had safhada... Her şeyde ama her şeyde savurganlık mevcut... Dinimiz hak yememeyi, adaleti, tutumlu olmayı, yaşamımızın bunların doğrultusunda olmasını emreder.

 

Gıda için Türkiye'de israf o kadar büyük ki 10-20 milyon insanı (Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı açıklaması) açlıktan kurtaracağı tespit edilmiş. Bu açıklama ve tespit boş oluşlarla uğraşmaktan vaz geçmemiz gerektiğinin aleni belirtisidir.

 

 Peygamber efendimiz (sav) şu sözleri ile asırlar öncesinden israfın ehemmiyetini bizlere nakletmiştir.

 

Ashab-ı Kiram suyu bolca dökerek abdest alıyordu.

 

Bunu gören Peygamber Efendimiz, "Suyu israf etmekten sakın" buyurdu.

 

"Yâ Resulullah, abdestte israf olur mu?" diye sorunca, Resulullah (a.s.m.), "Evet, akarsu da abdest alacak olsan suyu israf etme" buyurmuşlardır.

 
Etiketler: ONLARIN, DİNİ, BİZİM, İŞİMİZ…,
Yorumlar
Haber Yazılımı sanalbasin.com üyesidir