Yazı Detayı
13 Temmuz 2016 - Çarşamba 14:43
 
SURİYE ve VATANDAŞ’LIK (!)
ISMAHAN ÇERİBAŞI
smhn_ceribasi@hotmail.com
 
 

Net bir tarih hatırlamıyorum ama yaz gününde zemheri gecenin ayazı gibi bir soğukluk htim, “Türk –Türk” derken ve vatan, millet diye nara’lar atarken  altı yıldır misafir ettiğimiz insanlar(!) gelip Türk toprakları içerisinde,Türk vatandaşı gibi yaşayıp hareket edecekler….

Yok ya başka… !!!

Valla arkadaşlar hiç ben gibi düşünmeyin bırak topraklarda yaşamayı adamlara ev, iş sosyal hakkı her şey ama her şey sağlanacak…

 Eee biz kardeşiz ya, Elhamdülillah. Başlarım böyle kardeşliğe… Olmaz arkadaş olmaz!  ne olursa olsun bu şekilde kimseyi istemiyorum…

Neden mi?

Ne işleri var ki adam olsunlar kendi topraklarına sahip çıksınlar. Evet-evet adam olsunlar ne turşu kaşıklarsa kaşıklasınlar. Hepimiz böyle düşünüyoruz, bende dâhil. Aksi düşüneni vururum zaten(!) Fakat acı bir gerçek var. Ne biliyor musunuz? Kurt sofraya oturduğunda onun önüne yemeğini getirip hizmet etmek zorundasın…  Şu dış ülkelerin uşakları yok mu? En başından beri hizmet ettiğimiz şu dış ülkeler…  Diyeceğim o ki Suriye'nin bundan böyle bölünmekten başka şansı yok. 16 devlet akbaba gibi toprak kapma derdinde. Türkiye bu tabloyu görüyor ve kurtlar sofrasına ortak oluyor, aklınca olmaya çalışıyor yani.

 

3-4 milyon Suriyelinin vatandaş yapılıp Türkiye'deki şehirlere yerleştirileceğini düşünenler bu hamleyi anlamak mümkün değil hangimiz bu psikolojiye bürünüp onlara Eyvallah deriz... Neyse. Gelin sizlerle 1921 yıllarına yolculuk yapalım, bu yolculuğun sonunda konu ile olmasa da bir sorum olacak affınıza sığınarak...

1921 yılında, yani Montrö Mütarekesi'nden hemen sonra Suriye'den Anadolu'ya giren Fransa İskenderun Sancağı olarak bilinen bölgeyi işgal etti.  Ancak daha sonra Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması’nın 7. maddesine göre İskenderun Sancağı'nın Suriye sınırları içerisinde kalmasına, bölgenin resmi dilinin Türkçe olmasına ve para biriminin de Türk Lirası olmasına karar verildi. Kısacası Suriye içinde resmen olmasa da Türkiye'ye bağlı olan bir Hatay Cumhuriyeti kuruldu. Fakat Lozan Antlaşması’nda tarihi bir hata yapıldı çizilen harita ile Hatay sınırlarımız dışında kaldı.

 

Daha sonra Fransa Suriye'nin özgürlüğünü tanıdı ancak Hatay'la ilgili bir adım atmadı. Bu duruma şiddetle itiraz eden Mustafa Kemal Atatürk, Fransız büyükelçisi ile yaptığı konuşmada, “Hatay benim şahsî davamdır. Şakaya gelmeyeceğini bilesiniz" dedi.

Tabi Fransızlar korkup askeri bir anlaşma içersine girip en zararla ya da kendi çıkarları doğrultusunda bir adım atmak istedi ve askeri bir antlaşma yapıldı. Anlaşmaya göre; Türk gücünün Hatay’a girmesine karar verildi. Peki, neden Atatürk bununla yetindi?  Kurmay Albay Şükrü Kanatlı komutasındaki Türk birlikleri, Hatay’a girdi. 13 Ağustos’ta seçimler yapıldı ve meclisin çoğunluğunda Türkler yer aldı.

Perde arkasında bölgedeki insanlara Türk vatandaşlığı verilmesi çalışmaları yürütüldü. Ve 30 Haziran 1939 yılında yapılan bağımsızlık referandumunda vatandaşlık hakkı verilen insanlar Türkiye'ye katılma kararı aldı ve Hatay Türk toprağı oldu.

 

İşin özeti bu! Tabi bilinmeyenler bize anlatılmayanlar…

(Soruma gelince bütün tarih öğretmenlerine soruyorum neden müfredatın dışına çıkıp doğruları anlatmaktan çekinirsiniz, müfredat böyle ama işin aslıda bu denmez, denmedi… )

Onca kutların, çakalların içinden bize lokma düşer mi, zannetmem…

Sonrası...

 

Bir referandum ve o referandumdan çıkacak karar sonrası vatandaşımız olanların Türkiye'nin bir parçası olmayı tercih etmesi...

Ya tersi olursa… Bu sabah değerli bir büyüğümün fikirlerini daha doğrusu sorularını sizlerle paylaşmak istiyorum…” Tehlikeli bir süreç çok- çok sıkıntılı olur bizim açımızdan Güya savaş bittiğinde bu vatandaşlar Suriye’ye gidecek halebîn Türkiye’ye bağlanmasını isteyecekler, referandum yapılacak ve evet oyu kullanacaklar ya tersi oluverirse” Allah korusun, düşünmek bile istemiyorum…

“Türkiye’de kalırlar, Antep’in, Urfa’nın Suriye’ye bağlanmasını isterler ve referanduma gidilirse?”

Pirinç hayali kurarken bulgurdan olma hesabı olmasın o sofradan bize lokma çıkmaz en iyisi evli evine köylü köyüne… Sonuna kadar karşı çıkın, çıkalım… Kesinlikle böyle bir şey olmasın…  ( İnşallah)

Hadi bakalım söz sizde, sizler bilirsiniz…

 
Etiketler: SURİYE, ve, VATANDAŞ’LIK, (!),
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
25 Temmuz 2017
17 EYLÜL 1961 MENDERES ve BEN 2017
11 Temmuz 2017
UTANIYORUM, UTANDIRDILAR
06 Haziran 2017
EVLİLİK DEDİĞİN!
23 Mayıs 2017
SERİNHİSAR'DAKİ KARA BULUTLAR
16 Mayıs 2017
ADAM OLMAZ MI, SERİNHİSAR?
28 Nisan 2017
KILIÇDAROĞLU
11 Nisan 2017
POLİS OLMAK
03 Nisan 2017
EVDEKİ CENAZE
27 Mart 2017
NE BİLİYORUM Kİ?
21 Mart 2017
BABAM SEVDİRDİ ( TAYFUN TALİPOĞLU )
14 Mart 2017
ERDOĞAN RÜZGARI
02 Mart 2017
BAYRAK MI, PAÇAVRA MI?
21 Şubat 2017
AJAN VAR TAKİPTEYİZ!
08 Şubat 2017
NE “EVET-HAYIR”-MIŞ ARKADAŞ…!!!
26 Ocak 2017
EVET, Mİ HAYIR MI?
23 Ocak 2017
TRUMP DA BİZİM Kİ DE BAŞKAN
05 Ocak 2017
SÖYLEMEYİN YAPIN ARTIK
26 Aralık 2016
RÜYANIN BÖYLESİ MÜMKÜN MÜ?
12 Aralık 2016
ŞEHİTLER VAR, HİÇ’LER İÇİN…
10 Aralık 2016
EMİR DEMİRİ KESTİ DE İNSANI…
28 Kasım 2016
ÜLKÜ OCAKLARINA SALDIRI (çakal şehre indi )
19 Kasım 2016
ÖĞRENCİDEN ÖĞRETMENE
18 Kasım 2016
IRKÇILIK
04 Kasım 2016
MİSYONERLİK ve MİSYONERLER
26 Ekim 2016
PAŞA NEDEN SUÇLU ya da DEĞİL
12 Ekim 2016
KAHPESİN PKK!
15 Eylül 2016
ÖC’ALANIN ÖCÜ…
07 Eylül 2016
G20 ( KİMSE NE DEDİĞİNİ BİLMİYOR… )
31 Ağustos 2016
CERABLUS MU PKK MI?
25 Ağustos 2016
POLİS EŞİ OLMAK( duygu durmaz ki… )
10 Ağustos 2016
“P*Ç” Mİ OLACAKTIK…? (YOK ARTIK.)
05 Ağustos 2016
NÖBETTE İHANET VAR...!
27 Temmuz 2016
YÖNETİCİ ve İDARECİ
21 Temmuz 2016
2. DARBE YOLDA ...!
18 Temmuz 2016
DARBE- OYUN MU?
29 Haziran 2016
Yine BOOOOOMMM !!!
24 Haziran 2016
CEMAAT
15 Haziran 2016
ÖLÜM HABERİ
01 Haziran 2016
HAYDİ BİSMİLLAH!
Haber Yazılımı sanalbasin.com üyesidir