Yazı Detayı
27 Temmuz 2016 - Çarşamba 16:31
 
YÖNETİCİ ve İDARECİ
ISMAHAN ÇERİBAŞI
smhn_ceribasi@hotmail.com
 
 

Kitabın ne yazarını hatırlıyorum nede adını mavi kapaklı, kapağında özgürce uçan martılar vardı, Recep YAZICIOĞLU’nun hayatını anlatıyordu… Ne zaman merhum valimizi hatırıma getirsem aklıma; hep evin tavanına kadar uzanan kitaplığı ve hiç korkmayan bakışları…

Liderlik-İdarecilik kavramları ve nasıl olması gerektiğini konuşurken müdürümüz “sana görev liderlik-idarecilik arasındaki farkları araştır” dedi. İçten-içe kendimi kızdım çünkü iş konuşmaya geldiği zaman korkup kabuğuna saklanan kaplumbağa dan farksız oluyordum…Anlatmam gerekirdi; yöneticinin sözünü dinletmek için despot biri olmaya çalıştığını ya da olduğunu ama aslında bunun tamamen kendi egosunu tatmin etmeye çalıştığını veyahut idarecinin risk almadan gününü geçirdiği, ay sonunda maaşını alıp geçtiği birisi olarak gördüğümü ama aslında bununda asla böyle olmaması gerektiğini…Neyse görev görevdir…

Yıllardır çalışmış olduğum iş yerindeki idareciler, yöneticiler film şeridi gibi gözümün önünden gelip geçti. Sahi onların hangisi yönetici hangisi idareci görevinde idi… Yakalarına takılan kartların üzerinde ki verilen sıfatları saymazsan hiç biri… Neden mi? Gelelim en baştaki Sayın Recep YAZICIOĞLU’na. Liderlikte, idarecilikte onun sıfatları arasında vardı, ne güzelde duruyordu, kifayetsiz cümleler bile onun üzerinde…! Yanlış hatırlamıyorsam Turan YALÇIN’nın Recep yYAZICIOĞLU’nun liderlik sıfatlarını anlatan kitabı vardı, Tokat da Vali aşığı olarak köşe yazılarında validen sürekli bahseden Sayın YALÇIN aslında ne güzelde anlatmış; benim dilimin dönmediği o sıfatları açıklarken.

“Lider samimidir, hızlı hareket ederek sıkıntı büyümeden sıkıntıyı çözer, okumayı sever, yerinden yönetimi sever. İşleri gerekirse alt kademelere vererek onları güvendiğini gösterir ve sorunların yeniden çözülmesini ister. “biz” merkezlidir yani ekip çalışmasını sever. Bilim, kültür gibi olayları takip eder, daveti icabet etmeye bakar, sorgulayarak sorunu anlamaya çalışır, kimi nasıl ne kadar seveceğini bilir, geniş kitlelerin kendisini sevmesini sebep olur, kendinden sonra yerine geçecek olan kişiyi bizzat seçerek eğitir, öğretir ve görevden ayrılmadan ilan ya da ima eder.”

İdareci ise adı üzerinde “idare” eder. İnsanları duymak istediği şeyleri söyler. Eleştiriye açık değildir. Kendisine güvenimi yoksa egosu fazla olduğu için mi nedendir, her şeyi kendi karar vermek ister alt tabakadaki insanları güvenmez. Haliyle güvensiz bir ortamda iş uzadıkça uzar, çok bilir ya …! Kendisinin işine yarayacak insanlar ile muhatap olmayı sever…

Peki, bizlere okullarda, iş yerlerinde verilen-yazılan çizilen nedir; “ Yönetici verdiği emir ve talimatlarla, söyledikleri ve yaptıklarıyla takımını, bölümünü, şirketini, kurumunu ve altında çalışanları yeni yönlere sevk eder, olumlu ya da (tabii öyle olmasa iyi olur ama) olumsuz yönde değiştiren ve geliştiren kişidir. Yönetici sorumluluk ve inisiyatif, gerekirse risk alıp yön verir, karar alır, alabilir

İdareci ise mevcut durumu muhafaza etmekle yükümlüdür. Risk almaz, alamaz, bu nedenle büyük kararlar alamaz, yöneticilerine danışmak zorundadır. Yeniliklere ihtiyacı yoktur. Kısaca özetlemek gerekirse yönetici yapar, idareci yaşatır!

İşte bu noktada her sorumluluk sahibi çalışan yönetici olamaz, yetenekler, işe olan hâkimiyet gibi etkenlerin yanı sıra yetkiler meselesi çalışanları sadece idarecilik konumuna itmektedir. Bazen de kişi risk almamak, alınan / alınacak kararın sorumluluğun kurtulmak için idareci kimliğini tercih etmektedir.

İdareciler mevcut durumu korumak adına yöneticilerin işini zorlaştırmakta hatta yönetici vasfı olan çalışanlarının önünü rahatlıkla tıkaya bilmektedirler.

Velhasıl kelam yönetici arabayı yapar, idareci arabayı sürer…

 

 
Etiketler: YÖNETİCİ, ve, İDARECİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
25 Temmuz 2017
17 EYLÜL 1961 MENDERES ve BEN 2017
11 Temmuz 2017
UTANIYORUM, UTANDIRDILAR
06 Haziran 2017
EVLİLİK DEDİĞİN!
23 Mayıs 2017
SERİNHİSAR'DAKİ KARA BULUTLAR
16 Mayıs 2017
ADAM OLMAZ MI, SERİNHİSAR?
28 Nisan 2017
KILIÇDAROĞLU
11 Nisan 2017
POLİS OLMAK
03 Nisan 2017
EVDEKİ CENAZE
27 Mart 2017
NE BİLİYORUM Kİ?
21 Mart 2017
BABAM SEVDİRDİ ( TAYFUN TALİPOĞLU )
14 Mart 2017
ERDOĞAN RÜZGARI
02 Mart 2017
BAYRAK MI, PAÇAVRA MI?
21 Şubat 2017
AJAN VAR TAKİPTEYİZ!
08 Şubat 2017
NE “EVET-HAYIR”-MIŞ ARKADAŞ…!!!
26 Ocak 2017
EVET, Mİ HAYIR MI?
23 Ocak 2017
TRUMP DA BİZİM Kİ DE BAŞKAN
05 Ocak 2017
SÖYLEMEYİN YAPIN ARTIK
26 Aralık 2016
RÜYANIN BÖYLESİ MÜMKÜN MÜ?
12 Aralık 2016
ŞEHİTLER VAR, HİÇ’LER İÇİN…
10 Aralık 2016
EMİR DEMİRİ KESTİ DE İNSANI…
28 Kasım 2016
ÜLKÜ OCAKLARINA SALDIRI (çakal şehre indi )
19 Kasım 2016
ÖĞRENCİDEN ÖĞRETMENE
18 Kasım 2016
IRKÇILIK
04 Kasım 2016
MİSYONERLİK ve MİSYONERLER
26 Ekim 2016
PAŞA NEDEN SUÇLU ya da DEĞİL
12 Ekim 2016
KAHPESİN PKK!
15 Eylül 2016
ÖC’ALANIN ÖCÜ…
07 Eylül 2016
G20 ( KİMSE NE DEDİĞİNİ BİLMİYOR… )
31 Ağustos 2016
CERABLUS MU PKK MI?
25 Ağustos 2016
POLİS EŞİ OLMAK( duygu durmaz ki… )
10 Ağustos 2016
“P*Ç” Mİ OLACAKTIK…? (YOK ARTIK.)
05 Ağustos 2016
NÖBETTE İHANET VAR...!
21 Temmuz 2016
2. DARBE YOLDA ...!
18 Temmuz 2016
DARBE- OYUN MU?
13 Temmuz 2016
SURİYE ve VATANDAŞ’LIK (!)
29 Haziran 2016
Yine BOOOOOMMM !!!
24 Haziran 2016
CEMAAT
15 Haziran 2016
ÖLÜM HABERİ
01 Haziran 2016
HAYDİ BİSMİLLAH!
Haber Yazılımı sanalbasin.com üyesidir